Aşık Daimi Yaşıyor

Ana Sayfa » Yazarlarımız » Aşık Daimi Yaşıyor
Paylaş
Tarih : 01 Mayıs 2011 - 16:10

Ozanlar; halkımızın yaşadığı gerçekleri gören gözü, acılarını duyan kulağı, dertlerini yazan kalemi, haksızlık karşısında çarpan yüreği, susmayıp konuşan dilidir. Onlar gerçekleri hayatları pahasına dile getirmiş halk öncüleridir.
Onlar halkımızın dertlerini “Telli Kuran” dediğimiz sazlarıyla türküler söyleyerek, taşlamalarla, ağıtlarla deyişlerle.. dile getirmiş, geçmiştekileri günümüze aktarmış, bu günkü gerçekleri de geleceğe taş
ımış halk öncüleridir.

Bin yıllardır hiç durmadan akan sevgi pınarlarıdır ozanlarımız. Kurdukları gönül köprüsüyle, müzikle semahla halayla kültürümüzü yaşatamış ve bugünlere aktarmışlardır.

Ozanlar fikirleriyle topluma ışık olmuşlardır. Barış içinde kardeşliğin yaşandığı, eşitlikçi, paylaşımcı “Rıza kenti” dedikleri hoşgörünün hakim olduğu rıza şehri hayaliyle bu geleneğin vefalı, çileli, özverili ve de onurlu temsilcileridir ozanlarımız. İşte bu öncülerden biri de Aşık Daimi (İsmail Aydın’dır.)

Bundan 28 yıl önce aramızdan ayrılan Aşık Daimi’nin asıl adı İsmail Aydın’dır. İsmail Aydın (doğum1932- Hakka yürüme 17- 4 – 1983) 51 yıl gibi kısa sürede kültürümüze, sanatımıza ve inanlığa çok şey bırakmış bir öncüdür. O bu öncülüğünü ailesinden ve etrafında öğrendiklerinden inanç ve kültüründen kazanmışır. Hem annesinin babasından hem de Babasının babasından iki dedesinden de çok şey öğrenmiştir. Çünkü iki dedeside şairdir. Musa ve Selvi çiftinin oğlu İsmail Aydın Pir Sultan Abdal’a taş yerine gül atan Ali Baba’nın sülalesindendir.
Küçükyaşta saz çalmayı.. öğrenir. Özellikle büyük ozan Davut Sulari gibi bir üstattan ve yörede çok iyi tanınan, ama ismi öne çıkmamış önemli gönül adamı “İsyani” mahlasıyla şiirler yazıp, deyişler söyleyen ozan Eyyüp Tekyurt dededen çok şey öğrenir. İçinde bulunduğu Alevi -Bektaşi kültürü konusunda bilgisini genişletmiştir. Gelenegin öğrettiği türkü ve deyilşeri okuyan İsmail Aydın kendi deyimiyle bir ak saçlı Pir elinden bade alana kadar bu yola sıradan nefer olarak devam eder. O günden sonra Daimi mahlasını tapşırma olarak kullanır türkülerinde. İşte o günden sonra da kendi yüreğinden akan ırmağın sesini türkülerine deyişlerine yansıtmıştır ozanımız.

Pir Sultan sülalesinden olan ozan Eyyüp Tekyurt dede için neler söyler:

“Mitni Köyünde bir sultan gördüm
Nutku hakikatı zikreder Eyyüp
Candan bağlanuben ikrarım verdim
Üçleri beşleri zikreder Eyyüp

Ben candan bağlandım böyle bir cana
Anı sevmeyenler düşer gümana
Cemali layıktır bezmi irfana
Her mihneti Hakka şükreder Eyyüp

Pir Sultan evladı sülbi sülale
Aşık oldum anda olan kemale
Bendolan aşıklar erir visale
Bezmi muhabbeti nur eder Eyyüp
…”

Savaşların çok etkisi vardır Aşık Daimi’nin hayatında dedesi 1. Dünya Savaşında Tercan’ın işgal edilmesi üzerine önce Kangal’a (Ali Bey Köyün’e) ardından İstanbula göçerler. Aşık Daimi 1932 de İstanbul da dünyaya gelir. 4-5 yaşlarındayken 2. Dünya Savaşı yıllarında tekrar Tercan’a göçerler. Köy kültürünü yakından özümseyen Daimi “Bir seher vaktinde indim bağlara” türküsünyle müziğini, ustalığını yöresinde duyurur. Zamanın ünlü ozanlarıyla Anadolu turnelerine başlar. 1951 de aşık olduğu Gülsüm Hanımla evlenir. 1953 yılında İstanbul Radyosunun Behçet Kemal Çağlar’ın programına çıkar. Zaman içinde Erzincan da çocuklarının okumasını İstanbulda devam ettirmek üzere İstanbula göçer İstanbul radyosunda sözleşmeli sanatçı olarak göreve başlar İstanbul’a yerleşir. 17 Nisan 1983 te yakınlarının evinde türkü söylerken sıkışır Cerrahpaşa Hastanesine kaldırılsa da kalbi dayanamaz hakka yürür. Mezarı Karacaahmet Derğahı’nın yanındaki mezarlıktadır.
Kainatın aynasıyım
Edebiyatımıza plaklarıyla kasetleriyle çok sayıda türkü kazandıran Aşık Daimi’nin bine yakın eseri olmasına rağmen elimizde yarısı mevcuttur. 12 Eylülün baskıcı şartlarında bir çok şiiri eşinin itirazına rağmen kendisi tarafından yakılmıştır. Kendisi Hakkında; Kızı Yadigar Aydın Orhan’ın ve Süleyman Zaman’ın yazdığı iki kitap çıkmış, ardından ozanlarca şairlerce çok sayıda da şiirler yazılmıştır. Ben de şiirimde şöyle diyorum.

Ses Oldun, Söz Oldun Aşık Daimi

Boşa geçirmedin sen bu çağları
Ses oldun, söz oldun Aşık Daimi
Aştın enginleri, yüce dağları
Ses oldun, söz oldun Aşık Daimi

Davut Sulari’den aldın dersini
Babandan dededen gördüklerini
Söyleyip türkünü, deyişlerini
Ses oldun, söz oldun Aşık Daimi

Dost yoluna çıkıp karlı dağlara
Bir seher vaktinde indin bağlara
Tercan’ı sordun akrabalarına
Ses oldun, söz oldun Aşık Daimi

Mademki ben de bir insanım dedin
İnsan yüreğine, aklına girdin
Kainatın gerçek sırrına erdin
Ses oldun, söz oldun Aşık Daimi

Ağlamasın artık zülfü siyahın
Erişti yüreklere sesin, ahın
İRADİ yolunda oldu çırağın
Ses oldun, söz oldun Aşık Daimi

27 Eylül 2007 (İRADİ) İsmail Aydoğmuş

Çok sayıda kayıtlı türküsü, taşlaması, destanı olan “Gönül sabreyle sabreyle”,”Ötme bülbül ötme gönlüm hoş değil”, “Nidem benim gülüm solduktan sonra”, “Bu da gelir bu da geçer ağlama” eserleriyle tanınan Aşık Daiminin en ünlü eseri;

“Kainatın aynasıyım
Madem ki ben bir isnanım
Hakkın varlık deryasıyım
Madem ki ben bir isnanım” DOAD SZ s.189

dizeleriyle başlayan eseridir. Bu eser Alevi Bektaşi inancının insanı merkez alan “İnsanı kamil”i yaratmak için “dört kapı kırk makam”la insanı olgunlaştıran yolun özetidir. Bu dörlüğü bile, binlerce kitabın anlatamayacağını bir dörtlükte anlatacak güçtedir. Batıni yorumda tasavvufi eserleri çok olduğu gibi toplumsal içerikli eserleri de mevcuttur.
Ozan eserlerinde; insanı esas almış, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin yolundan, Atatürk’ün izinden giderek insanı bilinçlendirip, ülkemizin birlik ve beraberliğini eşit ve kardeşçe yaşamasını hedef almıştır.

“Toplumun önderi yurdun mimarı
Biri Hacı Bektaş biri Atatürk
Birlik kapısının tek anahtarı
Biri Hacı Bektaş biri Atatürk” ADHE s.314

diyerek İki önderi de toplumun önüne takip edilmesi gereken önderler olarak koymuştur.

Onun isteği şudur. Bir şiiri şöyle der.

” Tüm insanlar senlik benlik gütmeden
Tasada kıvançta bir olmalıdır.
Kişi hukukunu ihlal etmeden
Özgür düşünceli hür olmalıdır

Bağ çapalayanın tarla sürenin
Sebze üretenin mahsül verenin
Kazma kapıp yeraltına girenin
Sosyal güvencesi var olmalıdır.

Yıkmalıyız bu karanlık dehlizi
Burjuva eziyor bak hepimizi
Sosyalist bir düzen kurtarır bizi
DAİMİ görmezse kör olmalıdır.”

Bir başk şiirinde;

Bir başta bir gövde gövdede bir baş
Böyle bir dünyayı istiyorum ben
Ne kavga olmalı ne de savaş
Böyle bir dünyayı istiyorum ben

Sevinçle beraber tasada birlik
Güvenli yarınlar yuvada dirlik
Yıkılsın sömürü bitsin fakirlik
Böyle bir dünyayı istiyorum ben

Herkes okumalı herkes yazmalı
Sanayi kurmalı maden kazmalı
Bağımsız olmalı özgür gezmeli
Böyle bir dünyayı istiyorum ben

Tüm insanlar kardeş İnsanlar bacı
İnsanların insan olmalı tacı
Tüm insanlar yargıç insanlar savcı
Böyle bir dünyayı istiyorum ben

DAİMİ’yim sular gibi taşmalı
Taşıp taşıp engelleri aşmalı
Fikirler bir olup sazlar coşmalı
Böyle bir dünyayı istiyorum ben

Daimi’yi böyle düşünmesine sebep Atatürkün kurmak istediği düzenin zaman içinde yabancılarla ülkeyi ortak sömürenlerin eline geçmesidir.

“Kimi Hiltoncu kimisi hancı
Kimi doğru söyler kimi yalancı
Kimi sömürücü kimi talancı
Kimi tahtında sultan ediyor.” düzen bu hale gelmitir. DOAD SZ s.189

Atatürkün kurduğu Cumhuriyet giderek bozulmuş, ülkemize yabancılar ekonomik zayıflığımzıdan faydalanarak girmiş ve üsler kurmuştur.
bu durumun milli gururumuzu nasıl incittiğini anlatan dizler de şöyledir

“Gıdasız yavrunun benzi solunca
Jonson’a, Nikson’a uydu olunca
Anadolu’muza üsler dolunca
Milli gururumuz hiç olur böyle”

Ve gidişata isyan eden çok anlamlı şiiri de şöyledir.

Bir karanlık çöktü yurda
Bu ne yahu bu ne yahu
Çobanlık verildi kurda
Bu ne yahu bu ne yahu

Faşist halktan utanmıyor
Can yakmaktan usanmıyor
Millet hala uyanmıyor
Bu ne yahu bu ne yahu

Hani bizim birliğimiz
Nerde kaldı dirliğimiz
Başa bela körlüğümüz
Bu ne yahu bu ne yahu

Yazık güzelim canlara
Dökülen bunca kanlara
Karşı duralım bunlara
Bu ne yahu bu ne yahu

Ey DAİMİ gele gele
Akan yaşlar döndü sele
Yirminci yüz yılda bile
Bu ne yahu bu ne yahu ADHE s.352

Halkımıza söyle seslenmektedir:

“Uyan be kardeşim yeter yattığın
Biraz oku biraz yaz dedim sana
Tarihlerden beri sensin ezilen
Otur bu düğümü çöz dedim sana”

Çünkü halk soyulmaktadır bakın bir şiirinde;

Eğer darılmazsan sorarımm sana
Gardaş nerden aldın sen bu serveti
İncime kırılma gücenme bana
Gardaş nerden aldın sen bu serveti

Hazine mi buldun banka mı soydun
Dağ mı bel mi kesetin cana mı kıydın
Daha düne kadar dil bilmez toydun
Gardaş nerden aldın sen bu serveti

İktisatçı isen ona sözüm yok
Doktor isen sormamıza lüzüm yok
Vallahi billahi asla gözüm yok
Gardaş nerden aldın sen bu serveti

Vergi mi kaçırdın devlet babadan
İcazet mi aldın karaborsadan
Mirasyedimisin yoksa anadan
Gardaş nerden aldın sen bu serveti

İkimiz de fakir köyün çocuğu
Beraber giyerdik yırtık gocuğu
Yoksa sen mi yaptın beygir sucuğu
Gardaş nerden aldın sen bu serveti

Dertli DAİMİ’yim çok hayal kurdum
Çalıştım ezildim kendimi yordum
Didindim çırpındım aradım durdum
Bulamadım gitti ben bu serveti

Parasal serveti bulamamıştır ama insan olmak, güzel ahlaklı insan olmak, insanı kamil olmak gibi bir serveti bulmuştur. Kutsal kitabımızın kendisi de güzel ahlak değilmidir. Aşık Daimi inançlar arasındaki anlamsız kavganın yanlışlığına dikkati çekerek insan olmanın önemi üzerinde durmuştur.

Göremiyor isem gerçek varlığı
Sünni isem Aleviysem ne çıkar
Sanat edindiysem sahtekarlığı
Sünni isem Aleviysem ne çıkar

İnsanlar giderken hep ileriye
Bizler inadına kaldık geriye
Gelmedikçe cehaletten beriye
Sunni isem Alevi isem ne çıkar

Gayet inatçıysam gayet zorbalı
Gündüz tesbihliysem gece kavgalı
Olmadıkça cemiyete faydalı
Sunni isem Alevi isem ne çıkar

Kemaletim hidayetim olmazsa
Marifet suyundan kabım dolmazsa
Benden insanlığa eser kalmazsa
Sünni isem Aleviysem ne çıkar

DAİMİ’yim nefse galip olmazsam
İlme fazilete talip olmazsam
Ele dile bele sahip olmazsam
Sünni isem Aleviysem ne çıkar ADHE s.439

Birlik olmanın önemini şöyle anlatır DAİMİ

“Nedir sünni ne kızılbaş
İnsanlıktır cümleye baş
Hep olur isek bir gardaş
Birlik olur dirlik olur ” demektediir.

Eger birlik olmazsak “Sürüm sürüm sürünürüz “diyor Aşık Daimi;

Eğer dostlar bir olmazsak
Sürüm sürüm sürünürüz
Özü gerçek er olmazsak
Sürüm sürüm sürünürüz

Softa kalkmazsa aradan
Kurtuluş yok bu yaradan
Engel çıkmazsa sıradan
Sürüm sürüm sürünürüz

Hakka gönül vermedikçe
Atatürk’e ermedikçe
Çakalları sürmedikçe
Sürüm sürüm sürünürüz

Âşık isen adalete
Sakın kanma cehalete
Din girerse siyasete
Sürüm sürüm sürünürüz

DAİMÎ’yim merttir özüm
Mert olana yoktur sözüm
Uyudukça behey gözüm
Sürüm sürüm sürünürüz” ADHE s.360

Evet değerli dostlar

“Gel kardeşçe paylaşalım
Biri sana biri bana
Tatli tatlı söyleşelim
Biri sana biri bana”

diyen güzel yürekli paylaşımcı ozanımız Aşık Daimi’yi anarken sizlerle paylaşmak istediğim en önemli konu; Çocuklarımızı sevelim. Onları önemseyelim. Onlara insanı semeyi ve dostluğu öğütleyelim. Saygıyı merhameti paylaşımı öğretelim. Onları okutalım. Onlara halk tarihini, kültürümüzü tanıtalım. Onlara mutlaka şiirle, müzikle sanat dallarıyla uyraşmalarını tavsiye edelim, Onları teşvik edelim. Her eve bir saz, bir müzik aleti bir bağlama alalım.

Çalmasını bilmeyen olsa da alalım. Çünkü mutlaka bir çalan çıka gelecek onun gizili dilini çözecek müziğin büyüleyici güzelliğiyle bizi buluşturacaktır. Çocuklarınızı mutlaka saz kurslarına sosyalleşmesini sağlayacak aydınlanacak kurslara kaydettirelim.

Hakka yürüyen Aşık Daimi kalbimizde türküleriyle, şiirleriyle, boyun eğmez Pir Sultan duruşuyla yaşıyor. İlimiz, Dilimiz, Birilğimiz var olduğu müddetçe Aşık Daimi’ler yaşayacaktır.

Yukarıdaki metin; 25 Nisan 2011 Aşık Daimi Anısına 2. Uluslar Arası Halk Ozanları Hacıbektaş Buluşması Konuşmam
Şair İsmail Aydoğmuş

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Muharrem Orucu Niyet Duası

Muharrem orucu niyet duası Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla… Âlemlerin rabbi olan Allaha´a hamd olsun. Bütün Peygamberlerine salat ve selam

Alevilik Okulu” açılıyor

  “Alevilik Okulu” açılıyor Alevilik Bildirgesi (Yol Evlatları) Hareketi adıyla bir süre önce yola çıkan Alevi inanç ve kanaat

İslamiyetten önce Türkmenlerde dört kapı

İslamiyetten önce Türkmenlerde dört kapı: Ahmet Yesevi (1093 – 1156) Hocası”Arslan Baba” adlı bir Türk şeyhinden ilk eğitimini