Bu proje riskli de olsa ben hala desteğimi sürdürüyorum.

Ana Sayfa » Haberler » Bu proje riskli de olsa ben hala desteğimi sürdürüyorum.
Paylaş
Tarih : 12 Ocak 2014 - 21:22

Cami ve cemevinin yana olacağı külliye ile ilgili tartışmalar halen sürüyor. Geçen bir kaç gün içerisinde projeye karşı çıkanların kaygıları konusunda daha belirgin bir atmosfer oluştu. Kaygılara yersiz diyebilmek elbette ki mümkün değil. Bu nedenle çok riskli bir proje olduğunu ifade etmeye gerek bile yok aslında. Ama bazen risk almak gerekiyor.

Bu proje riskli de olsa ben hala desteğimi sürdürüyorum.

Desteğimin sebeplerini kısaca bir kez daha yazayım.

Bu proje ile ilk defa Sünniler eliyle bir cem evi yapılmış olacak. Üstelik Sünni bir dinî cemaat eliyle.

Bu demektir ki zımnen de olsa artık cami ve cemevinin teolojik açıdan eşit olduğu kabul ediliyor.

Bu demektir ki artık aklı başında hiç kimse cemevine ucube ya da cümbüş evi diyemeyecek…

Bu demektir ki artık camide yapılan ibadetle cemevinde yapılan ibadet teolojik manada eşittir.

Bu demektir ki artık camideki din görevlisi ile cemevindeki inanç önderi de eşittir.

Bu demektir ki artık cemevinin ibadethane olmadığını aklı başında hiç kimse söyleyemez.

Üstelik bu yeni teolojik atmosfer, sadece Gülen cemaatini bağlayan bir şey olmayacaktır. Zira projenin temel atma töreninde devletin bir bakanı da bulunmaktaydı. Yani resmî manada da bir kabul söz konusu…

Az kaldı; önünde sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı da bu gerçeği kabul edecek…

Fakat her şeye rağmen, Sünni çevrelerin hala bir asimilasyon peşinde olduklarını dile getirmemek de olmaz.

Onlara sorsan asla asimilasyon peşinde olmadıklarını söylerler. Nitekim söylüyorlar da…

Lakin bilelim ki, Sünni çevrelerin dilinde asimilasyon dediğimiz faaliyet aslında bir sözde “hidayete erdirme” hareketidir. Yani hâşâ cahilliklerinden ya da başkaca nedenlerle İslam’ı ve İslam tarihini pek de iyi bilmeyen, İslam’a dair bilgileri Orta Asya ve Anadolu’nun kadim kültürleriyle karışmış olan Alevileri doğru bilgilerle bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekmektedir. Evet, bu düşünce Sünni ulemanın büyük çoğunluğunda halen egemendir.

O halde açıkça belirtelim ki;

Eğer bu proje ile camiler cemevlerini kuşatacaksa…

Eğer bu proje ile cemevleri camilere eklemlenmek isteniyorsa…

Eğer bu proje ile cemevindeki canlara, “Cemden sonra namaza da gelin! Cem iyi güzel ama namazsız olmaz!” denilmek isteniyorsa…

Eğer bu proje ile “Cem bir zikir törenidir oysa namaz İslam’ın temel ibadetidir!” şeklindeki yanlış düşünce yavaş yavaş empoze edilmek isteniyorsa…

Eğer bu proje ile “Hz. Muhammed, Hz. Ali ve tüm on iki imamlar mescitte beş vakit namaz kılıyorlardı, siz onları seviyor ve onların yolunda olduğunuzu iddia ediyorsanız, gelin onlarla gibi ibadete başlayın!” denilecekse…

Eğer bu proje ile Alevilerin Kırklar Cemi inancı, bir inanç olmaktan çıkarılıp kültürel, mistik ve folklorik bir söylence durumuna düşürülmek isteniyorsa…

Eğer bu proje ile Hz. Muhammed ve diğer Alevi ulularının semah döndükleri gerçeği Alevilerin belleğinden silinmek isteniyorsa…

Eğer bu proje ile Alevilik Sünniliğe eklemlenip tarikat konumuna itilmek isteniyorsa…

Eğer bu proje ile Alevilere bir aylık Ramazan orucu enjekte edilecekse…

Eğer bu proje ile Aleviler anlamadıkları bir dilde ibadete yönlendirilecekse…

Eğer bu proje edile cemevlerindeki dede, zakir ve diğer tüm canlar yoğun bir toelojik saldırı ve teolojik bir baskıyla devşirilmek isteniyorsa…

Eğer bu proje ile Aleviliğin geleneksel itiraz kültürü biat kültürüne çevrilmeye çalışılacaksa…

Eğer bu proje ile Alevilerin siyasal tercihlerinin, ümmet devleti projesi lehinde değiştirilip dönüştürülmesi amaçlanıyorsa…

İşte o zaman bu proje düpedüz bir asimilasyon faaliyetidir.

İşte o zaman cami, cemevini asimile etmiş olur.

İşte o zaman Alevilik, Sünniliğe eklemlenmiş olur.

İşte o zaman Aleviliğin bağımsız teolojik kimliği yok edilmiş olur.

Ancak tersinin olması da mümkündür. Yani bu proje ile külliye içerisindeki camiye gelen Sünnilerin Alevileşmesi de olasıdır. Tıpkı Bektaşi Dergâhlarına atanan Nakşî şeyhlerin zamanla Bektaşileşmesi gibi…

Üçüncü bir ihtimal daha var;

Alevilik ve Sünnilik karşımı yeni bir dinî akımın doğması…

Böylesi bir durumda büyük olasılıkla olacak olan şey; “Sünni gibi ibadet edip Alevi gibi inanan” bir topluluğun meydana gelmesidir.

Ama ben her şeye rağmen bu projeden daha çok Alevilerin lehine bir sonuç doğacağına inanıyorum. Yeter ki Aleviler derin mistik öğretilerini ve hümanist kimliklerini tüm görkemi ve sıcaklığıyla muhataplarına aktarabilsinler…

Yol, ululuğunu gösterecektir.

Yolun, yolsuzluğa yenilmesi mümkün değildir.

Zira yol, cümleden uludur!

Mustafa Cemil KILIÇ

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Alevilikte Gerçeğe Hüü ne demektir?

  İbadet ederken kul ile Allah arasında hiçbir şey olmamalıdır, İbadet halindeyken gönlünde Allah’tan başka hiçbir şey bulundurmamalıdır.

Muharrem Orucu Niyet Duası

Muharrem orucu niyet duası Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla… Âlemlerin rabbi olan Allaha´a hamd olsun. Bütün Peygamberlerine salat ve selam

İslamiyetten önce Türkmenlerde dört kapı

İslamiyetten önce Türkmenlerde dört kapı: Ahmet Yesevi (1093 – 1156) Hocası”Arslan Baba” adlı bir Türk şeyhinden ilk eğitimini